Özgeçmişim
 



 


Bu makaleyi pdf dosyası olarak açmak için tıklayınız...

 

UYGUN IMPLANT SISTEMINI SEÇMEK IÇIN HANGI KRITERLER GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI?

Hakan BILHAN (1) , Emre MUMCU (2) , Tonguç SÜLÜN (1)

1- Dr.med.dent., I.Ü. Dishekimligi Fakültesi, Protetik Dis Tedavisi A.D., Total-Parsiyel Protez B.D.
2- Aras.Gör., I.Ü. Dishekimligi Fakültesi, Protetik Dis Tedavisi A.D., Total-Parsiyel Protez B.D.

Özet:

Günümüzde çok sayida firma tarafindan sunulan implant sistemleri dis hekimlerinin seçim yapmalarini ve karar vermelerini zorlastirmaktadir. Piyasada bugün 1300 civarinda implant çesidi oldugu tahmin edilmektedir.

Bu yazinin amaci; genellikle pazarlama, fiyat ve teknik özellikleri açisindan birbirine çok benzemeye baslayan implant sistemleri arasinda seçim yaparken dikkat edilecek noktalari belirleyerek, dis hekimlerinin faydalanabilecegi bir rehberin olusturulmasidir. Yazida belirtilen hususlar bilimsel çalismalarla desteklenen bilgilere dayanmakla birlikte, yorumlar kismen yazarlarin kisisel fikirleri ve tercihlerine dayanmaktadir. Bu sebeple; agirlikli puanlar ya da hekime çalisma kolayligi getirecek özelliklerin belirlenmesi gibi konulardan bazilari bilimsel olarak desteklenmemis olmasina ragmen yazinin içerigine dahil edilmistir.

Günümüz sartlarinda modern bir implant sisteminde mutlaka olmasi gereken bazi unsurlar vardir. Bunlar implant gövdesinin dis kökü veya silindir biçiminde olmasi, titanyumdan yapilmis olmasi, vida yivli yapida olmasi, çesitli boy ve çaplarda oldugu gibi her türlü üst yapi seçenegini sunmasi ve saglam bilimsel temellere dayanmasi vazgeçilmez özelliklerdir. Bu özelliklerden birine bile sahip olmayan sistemlerin düsünülmemelisi daha uygun olacaktir.

Belli basli üreticilerin bilimsel dayanaklar yardimiyla birbirine giderek daha fazla benzeyen implant ve sistemleri ürettikleri, bu yazi okunduktan sonra yapilacak degerlendirmede görülecektir. Dolayisiyla, yapilacak seçimde daha çok kisisel tercihler, firmanin çalisanlari ile iliskiler ve fiyatlarin uygunlugu gibi hususlar etkili olacaktir.

Anahtar kelimeler: Silindirik implant, kök formu, pürüzlü yüzey, boyut, protez, titanyum

Summary

A Guideline Proposal For Decision Making In Choice Of An Implant System

The purpose of the authors in this review is to offer a guideline for clinicians, who have difficulties making a decision among numerous systems with a variety of materials, body shapes, diameters, lengths, platforms, surface properties and coatings, offered by many manufacturers. Implant systems are becoming more similar with the passing years and dentists can have difficulties making a choice of an implant system to establish in their clinics. Recent papers estimate that nearly 1,300 different implant configurations are currently available.

The criteria in this text are basing on objective scientific facts, but some criteria include subjective opinions of the authors, too.

A modern implant system should require six main properties: conical or cylindrical root form, titanium material, screw threads, a large palette of diameters, lengths and prosthetic parts and a sound scientific support. If a system is lacking at least one of those requirements, it would be better not to be drawn under consideration.

After elimination of systems not containing these criteria, the choice will be decided by subjective factors such as relations to the company salesmen or by factors such as costs or technical and inquiry support.

Key words: cylindrical implant, root form, rough surface, size, dentures, titanium

UYGUN IMPLANT SISTEMINI SEÇMEK IÇIN HANGI KRITERLER GÖZ ÖNÜNDE BULUNDURULMALI?

Günümüzde çok sayida firma tarafindan sunulan implant sistemleri dis hekimlerinin seçim yapmalarini ve karar vermelerini zorlastirmaktadir. Binon yaptigi arastirma sonucunda piyasada 1300 civarinda implant çesidi oldugunu bildirmistir(8).

Bu yazinin amaci; genellikle pazarlama, fiyat ve teknik özellikleri açisindan birbirine çok benzemeye baslayan implant sistemleri arasinda seçim yaparken dikkat edilecek noktalari belirleyerek, dis hekimlerinin faydalanabilecegi bir rehberin olusturulmasidir. Asagida belirtilen hususlar bilimsel çalismalarla desteklenen bilgilere dayanmakla birlikte, yorumlar kismen yazarlarin kisisel fikirleri ve tercihlerine dayanmaktadir. Bu sebeple; agirlikli puanlar ya da hekime çalisma kolayligi getirecek özelliklerin belirlenmesi gibi konulardan bazilari bilimsel olarak desteklenmemis olmasina ragmen yazinin içerigine dahil edilmistir.

Modern bir implant sisteminde bulunmasinin önemi genel olarak kabul görmüs özellikler :

1) Implant'in silindirik veya konik kök seklinde olmasi

2) Malzeme: TITANYUM

3) Çesitli uzunluk ve çapta implant seçenekleri

4) Vida yivi olan sistemler

5)Her endikasyona uygun protetik parçalar

6) Sistemin bilimsel desteginin olmasi

1) Implant'in silindirik veya konik kök biçiminde olmasi:

Bilindigi gibi dis implantlari çesitli asamalar geçirdikten sonra bugünkü sekline gelmistir. Tarihte birçok sekil ve malzeme kullanilarak çesitli implantlar uygulanmistir. Bunlarin içinde silindirik veya kök formunda denemeler de olmustur (58). Modern ve sisteme dayanan implantolojinin baslangici olarak ilk kez 1966'da Branemark tarafindan kullanilmaya baslayan sistem kabul edilir. . Modern kabul edilebilecek implantlar kullanilmaya baslandiklari ilk yillarda blade (biçak) (38) veya içi bos silindir seklinde (48) üretilmis, ancak gerek kemik içinde uygun olmayan kuvvet dagilimlari, gerekse basarisizlik durumunda çok fazla miktarda kemik kaybina neden olmalari nedeniyle, yerlerini ilk kez 1966'da Branemark tarafindan kullanilmaya baslayan silindir seklindeki vida yivli (9), ayrica silindir (33) veya konik kök biçiminde (49) implantlara birakmaya baslamislardir. Ilk kez 1976'da önemi vurgulanan kök formunda implantlar (49) artik giderek fazla tercih edilmeye baslanmistir. Yapilan çalismalar kemik içinde en uygun kuvvet dagilimini dogada görüldügü gibi dis kökü formunun (silindirik veya konik) sagladigini göstermistir (2,14,15,47,52).

2) Malzeme: TITANYUM

Implantoloji tarihinde implant materyali olarak alüminyum oksitten (49), paslanmaz çelige kadar (53) birçok malzeme denenmistir. Modern titanyum implantlar ise ilk kez Branemark ve ark. tarafindan gelistirilerek kullanilmistir. Titanyum bilindigi gibi hem dayaniklilik gibi mekanik gereklilikleri yerine getiren, hem de biyolojik uyumlugundan dolayi kemik içinde yabanci cisim reaksiyonuna neden olmayan ve osseointegrasyona uygun olan bir maddedir, dolayisiyla kullanimda olan en basarili metalik biyomateryaldir (35).

3) Çesitli uzunluk ve çaplarda implant seçenekleri bulunmasi:

10 mm'den daha kisa implantlarin daha kisa kalim ömrü oldugu (21,37,40,50) buna karsilik 13 mm'den daha uzun implantlarin da ilave bir yarar saglamadigi bulunmustur ( 18 ). Yapilan çalismalar implantlarin üzerine gelen kuvvetlerin kole bölgesinde anlamli biçimde yogunlastigini, ancak kök ucu ve çevresinde önemli bir deger tasimadigini göstermistir. Bu nedenle ç ap daha büyük önem tasimaktadir ( 5,23,29,30,42,51,61 ). Restore edilecek disin boyun çapina mümkün oldugunca yakin çapta implantlar tercih edilmelidir. Alt anterior bölgede çok dar çapta ve çok ince bir boyun kismina sahip implantlar tercih edilirken, molar bölgede genis boyunlu ve büyük çapli implantlar hem estetik (çikis profili sayesinde) (22), hem de fonksiyon ve oklüzal yüklere karsi dayaniklilik açisindan büyük önem tasidigi gösterilmistir (6,7,22). Bunu gerçeklestirebilmek için genis bir yelpazede ürün çesitliligi sunan bir sistemle çalismak tavsiye edilmektedir.

4) Vida yivi olan sistemler

Vida yivleri olan implantlarin gerek primer stabilite, ki bu implant basarisini dogrudan etkileyen bir özelliktir, gerekse daha sonra gerçeklesen osseointegrasyon ve kemik içindeki kuvvet dagilimlari açisindan daha avantajli oldugu bilinmektedir (3,56). Bu nedenle implant dizaynlari yivli vidalar üzerine dayanan sistemlerin kullanilmasi önemlidir.

5) Her endikasyona cevap verebilen protetik parçalar:

Modern protetik dis tedavisinde sayisiz alternatifler ve tedavi seçenekleri bulunmaktadir. Bir implant setinde, bu seçeneklere uygun zenginlikte protetik üst yapi parçalari bulunmalidir.

Klinisyen tercihine göre vidali veya simante türde restorasyonlara cevap verecek sekilde üst yapi seçenekleri sunan sistemler de, seçimde önemli rol oynayacak bir faktördür. 1980'ler ve 1990'li yillarin baslarina kadarki dönemde piyasaya vida ile tutuculuk saglayan üst yapilar hakimken, 1989 yilindan sonra üreticilerin bu seçenegi giderek daha yaygin olarak sunmalari ile simante üst yapilar tercih edilir hale gelmistir. Vidali sistemlerin en büyük avantaji restorasyonlarin istendiginde, örnegin bir tamir amaciyla çikarilabilmesidir. Buna karsilik simante tip restorasyonlar hekime çok daha fazla avantaj sunar. Simante sistemler genel olarak rutin sabit protez islemleri ile büyük benzerlikler tasirlar, dolayisiyla uygulama daha kolaydir. Simante tip restorasyonlar ekonomik açidan oldukça daha ucuz olmalarinin yaninda, vida deligi veya yolu olmadigi için daha estetik sonuçlar verir. Son olarak unutulmamalidir ki, vida gevsemesi veya vidanin yarattigi gerilim ihtimali gibi sorunlar simante implant üstü yapilarda yasanmaz (57).

Ayrica, protetik seçenekler yaninda implant postlarinin çesitli diseti kalinliklarina ve interoklüzal mesafelere göre seçenekler sunmasi, yani çok çesitli boylarda implant postlarina sahip olmasina da dikkat etmek gerekir.

Implant üstü hareketli protezlerin baglanti sistemlerinin hepsinin kullanilabilmesine uygun olmalidir. Yani örnegin sadece barli baglanti yapimina imkan taniyan bir sisteme oranla, kendine ait bir topuz basli ve teleskopik baglanti alternatifi sunan implant sisteminin tercih edilmesi tavsiye edilebilir.

6) Sistemin bilimsel desteginin olmasi:

Bir sistemi güvenli hale getiren kriterlerin basinda bilimsel olarak denenerek basarili bulunmus olmasi gelmektedir (17). Bunun olabilmesi için öncelikle, bir sistem gelistirildikten sonra, hücre kültürleri, hayvan deneyleri ve gönüllüler üzerinde arastirma merkezlerinde klinik deneylerinin yapilmis olmasi gerekir. Daha sonraki asamada, söz konusu sistemin implantlari randomize çok merkezli klinik çalismalar ile, ki bu çalismalar güvenilir merkezlerde olmali (örnegin üniversite klinikleri), degerlendirilmis olmalidir. Bir implant'in basarisini ve kalim süresini en iyi gösteren yöntemlerden biri "Kaplan-Meier" kalim analizidir, çünkü bir implant sisteminin yillar içinde gösterdigi kalim ve basariyi belirgin bir sekilde ortaya koyar.

Kanimiz,yukarida 6 maddede özetlenmis temel ve önemli özelliklere sahip olmayan sistemlerin degerlendirmeye alinmamasi daha dogru olacagi yönündedir.Çünkü bu konularda genel bir fikir birligi bulunmaktadir. . Bu kriterleri yerine getiren sistemler arasinda tercih yapilirken ise, asagida sayilan tavsiyeler seçim yapilmasini kolaylastiracaktir.

Genel tavsiyeler:

1) En az on yildir piyasada olan bir sistem mi?

2) Sizce sistem en az 10 yil daha piyasada kalacak mi?

3) Fiyat uygun mu?

4) Firma ve çalisanlari ile iyi iliskiler kurulabiliyor mu?

5) Firmanin stok gücü yeterli mi?

6) Firma çalisanlarinin bilgi birikimi yeterli mi?

7) Ayni sistemde çalisan yakin meslektas var mi? (görüs, malzeme ve bilgi alis-verisi için)

8) Sistemi taniyan tanidik cerrah var mi?

9) Sistemi taniyan teknik laboratuar var mi?

10) Firmanin önerdigi danisman hekim var mi?

 

1- En az on yildir piyasada olan bir sistem seçilmelidir ki, sistem deneme dönemini basariyla atlatmis ve baslangiç sorunlarindan arinmis olsun.

2- Söz konusu implant sisteminin en az 10 yil daha piyasada kalacagina dair tatminkar göstergeler olmalidir.

Aksi halde, belli bir süre sonra parçasi bulunamadigi için implanti sökmek veya ampirik çözümlerle üst yapilari yenilemek durumunda kalabilirsiniz.

Yukaridaki iki maddede bahsedilen hususlar bir firmanin güvenilirligi ile ilgilidir. Hiç süphesiz belirgin objektif kriterlere dayandirabilmek oldukça güçtür. Ancak firmanin sahibi, ait oldugu ülke, o ana kadar sistem ile ilgili yaptigi degisikliklerin hekimi güç durumda birakmamaya özen gösteren nitelikte olmasi gibi bir çok faktörün birlesmesi ile bu konuda bir karara varilabilir. Bugün piyasada uzun süredir bulunan ve halen ilk yillarda kullanilmis olan parçalarina ulasilabilen firmalar oldugu gibi, her iki yilda bir yeni bir sisteme geçis yapan ve bir önceki sistemi terk etmis firmalar da mevcuttur. Implant firmasinin seçimini yaparken bu husus da göz önünde bulundurulmali ve karari etkileyecek kriter olarak degerlendirilmelidir.

3- Bir implant sistemi seçilirken dogal olarak fiyatinin hesapli olmasi da gerekir. Sistemler arasinda en hesaplisinin en çok tercih edilmesi gerektigini düsünmek ne kadar hataliysa, en pahalisinin da en iyisi oldugunu düsünmek o kadar hatalidir. Bu yazinin içerigindeki maddelerin çogundan arti puan almis bir firmanin yeterince kaliteli bir implant sistemi ürettigi eminkabul edilebilir. Bu durumda kaliteli birkaç sistem arasinda daha hesapli olanini seçmek konusunda tereddüt etmemek gerekir.

4- Implant sisteminin seçiminde en çok 24 saat içinde her türlü parçayi size saglayabilecek bir firma tercih edilmelidir. Bu da hiç süphesiz yeterli bir stok ve yatirim kapasitesi olan bir firma demektir. Firmanin finansal gücünün ve piyasada kendine saglam bir yer edinmis olmasinin dogrudan hekimin de basarisini etkileyebilecek faktörler oldugu unutulmamalidir.

Ayrica bu malzemeleri size ulastiracak firma çalisaninin da konusunda deneyimli, bilgili ve güvenilir bir kisi olmasi gerekir. Yine firmanin itibari ile beraber hekimin çalismasina sekte vurabilecek bir unsur da firmada sürekli eleman degisikligi olmasidir. Uzun yillardir ayni firmada ve ayni sistemle çalisan, her türlü ayrintiya hakim bir eleman ile çalismak büyük bir avantajdir. Bu özellik, genellikle göz ardi edilmesine karsin, belki de tüm seçim kriterleri arasinda en önemlilerinden biridir.

5- Yakininizdaki bir veya daha çok meslektasiniz ile görüs, fikir ve parça alisverisi yapabileceginiz bir sistemin tercih edilmesi hiç kuskusuz akillica olacaktir.

6- Dis hekimi olarak yakininizda zaman zaman karsilasilabilecek acil durumlar veya zor vakalarda yardim isteyebilmek için, sistemi taniyan bir cerrahi uzmani olmasi tercih sebebidir. Unutulmamalidir ki, A.B.D.'nde implantla ilgilenen hekimlerin sadece % 6'si hem cerrahi, hem de protez yapmaktadir.

7- Tercih edilecek implant sistemi ile çalisan deneyimli ve kaliteli bir teknisyen laboratuari olmasi da basariya giden yolda önemli bir etkendir.

8- Danisman hekim bulabilme kolayligi da bir implant firmasinin mutlaka sunmasi gereken hizmetlerden biridir. Bu danisman hekim kolay ulasilabilir, konusunda deneyimli ve gerektiginde hizli çözümler üretebilen bir hekim olmalidir. Bu hizmetin sadece implant firmasinin çalisanlari tarafindan verilebilmesi mümkün degildir. Bu sebeple yeni bir implant sistemi ile çalismaya baslanirken, danisman bir hekim hizmeti sunuldugundan emin olmak gerekir.

 

Bunlar disinda bazi teknik ayrinti ve özellikler hekime çalisma kolayligi getirecek, ve basariyi artiracak özelliklerdir:

1) Pürüzlü yüzeyli implantlar

2) Iç sistem (internal baglanti)

3) Açik veya kapali ölçüye uygunluk

4) Parçalarin renk kodlari olmasi

5)Tek cerrahili sistemler (transgingival iyilesme)

6) Kolay kullanilabilir implant seti

7) Kisisellestirilebilen Gingivaformer

8) Immediyat (hemen) implantasyona uygun bir sistem olmasi

9) Bone condenser (osteotom) seti bulunmasi

10) Derinlik belirleyici (durdurucu)

11) Cerrahi stentte kullanilacak metal veya plastik frez yolu kiliflari

1) Pürüzlü yüzeyli implant sistemleri:

Yapilan çok sayida çalisma ile pürüzlü yüzeye osteoblastlarin tutunmasinin kolaylastigi, dolayisiyla osseointegrasyon sürecinin kisaldigi, üstelik de daha kalici oldugu gösterilmistir (1,31,46,54,59,60 ) . Kemik-implant temas alani son derece önemlidir ve yüzeyin pürüzlü olmasi ile temas alani artar (11,12,25,26). Artik uzun yillar cilali implant yüzeyinde israrli davranan sistemler bile pürüzlü yüzeylerin basarisini kabul ederek, sistemlerinde degisiklige gitmislerdir (24,34).

Yüzeyin pürüzlü hale getirilmesi için birçok yöntem denenmis ve uygulanmistir. Ilk zamanlarda implant yüzeyine titanyum parçalari püskürtülmesi suretiyle TPS (titanyum plasma sprey) adi verilen yüzeyler gelistirilmistir (33,48). Ancak son arastirmalar yüzeye pürüzlü bir ekleme yapmak yerine yüzeyden asindirma ile yüzeyi pürüzlendirmenin daha iyi sonuçlar verdigini göstermistir. Bu sayede kemik-implant arasinda çok siki bir temas saglanacagi gibi (20,31), ayni zamanda yüzeyden asinma ile partikül kopmasi sorunu da görülmeyecektir (24). Bu amaçla, yüzeyde anodik veya termal oksidasyon ile pürüzlendirmeyi öne çikaranlar oldugu gibi (24,34), yüzey pürüzlendirmek için en geçerli yöntemin "Kumlama ve/veya ardindan asitle pürüzlendirme" oldugunu ileri sürenler de vardir (4,55).

Sonuç olarak hidroksilapatit veya titanyum plazma sprey yüzeylerin terk edilmis oldugunu; çok kesin sonuçlar çikmamakla beraber arastirmalarin cilali veya freze yüzeylere göre kemigin pürüzlü yüzeylere daha iyi tutunduguna isaret ettigini unutmamak ve seçim yaparken dikkate almak uygun olacaktir.

2) Iç (internal) baglantili sistemler:

Fark olmadigini belirten arastirma sonuçlari da olmasina karsilik ( 13) , iç baglantilarin, dis baglantilara göre daha uygun kuvvet dagilimlarina neden oldugu yönündeki görüs daha yaygindir. Implant çevresi kemikteki kuvvet dagilimlarinda çok farkli sonuçlar vermeyen dis baglantilarin (external hexagon), iç baglantilara göre % 50'den daha yüksek oranda olumsuz implant içi kuvvet dagilimlarina ve dolayisiyla mekanik problemlere (örnegin baglanti vidasi kiriklari) neden oldugu gösterilmistir (32,43). Kuvvetlerin non-aksiyal olarak geldigi iç baglantilar genel olarak kirilma veya vida gevsemesi gibi komplikasyonlari azalttiklari için giderek daha fazla kabul görmeye baslamistir (57).

Dis altigen baglantilardan duyulan memnuniyetsizlikler üreticileri, postlarin implant gövdesinin üzerine yerlesmesi yerine içine girdigi (iç baglanti) implant dizaynlari gelistirmislerdir. Çesitli implant firmalari, iç baglanti olarak altigen, sekizgen veya konik formlar üretmislerdir. Bunlar arasindaki farklar ise tartisma konusu olmaya devam etmektedir (27,44).

3) Açik ve kapali ölçü seçeneklerini sunan implant sistemleri:

Sistem bu bakimdan da, her iki ölçü seçenegine cevap verebilecek sekilde, genis ürün yelpazesine sahip olmalidir, çünkü endikasyona göre her iki yöntem de gerekli olabilmektedir. Çok sayida implant olan ve özellikle açilar arasinda belirli bir derecenin üzerinde fark olan durumlarda ya da implantlarin birbirlerine çok yakin yerlestirilmesi gereken durumlarda açik ölçü kaçinilmaz olmaktadir. Ancak her iki ölçü yöntemine de uygun ideal vakalarda hangi ölçü sisteminin daha basarili olduguna dair kesin bir fikir birligi yoktur,konu daha çok hekimin tercihine bagli kalmistir.

4) Parçalarin renk kodlari olmasi

Farkli çaplari birbirinden kolay ayirt edebilmek için implant, ölçü parçalari, implant analoglari ve üst yapilarin renk kodlari ile isaretlenmis olmasi sisteme hizli uyum saglama ve uygulama kolayligi açisindan önemlidir.

5) Tek cerrahili sistemler (transgingival iyilesme)

Yapilan çalismalarda yönlendirilmis doku rejenerasyonu gibi daha ileri cerrahi girisimler yapilmadigi takdirde, tek veya iki cerrahi ile tamamlanan implant tedavilerinin basarilari arasinda bir fark bulunamamistir (10,28,29,36,39,41,48). Bu nedenle, hem parasal, hem zaman açisindan, ayrica da daha az invaziv olmasi nedeniyle, diseti disinda iyilesme olan sistemler daha uygun görünmektedir.

6) Sistemin kolay kullanilabilir bir implant setine sahip olmasi

Ögrenme ve kullanma sirasinda kolaylik getirecek sekilde hazirlanmis ve belirli bir düzene göre siralanmis bir implant seti kullanici için çok rahat ve zaman kazandiricidir. Bu durumun anlasilabilmesi için farkli implant sistemlerinin uygulamali kurslarina katilarak, hangisinin daha kolay oldugunun belirlenmesi gerekir.

7) Kisisellestirilebilen Gingivaformer bulunmasi

Hem immediyat, hem de gecikmis implantasyonlarda özellikle ön bölgede estetik sonuçlar elde edilmesi ve diseti estetigi için kisisel olarak sekillendirilebilen iyilesme basliklari çok önemlidir.

8) Immediyat (hemen) implantasyon

Sistem her türlü implantasyon zamanlamasina uygun olmali. Bunun için hem primer stabilitesi iyi olan, hem de diseti kismi uygun olan implant dizayni olan sistemler tercih edilmelidir. Günümüzde hastalarin sikintisini azaltmak için ve zaman kazanmak için dis çekiminden hemen sonra implant yerlestirilmesi artik rutin uygulanan bir yöntemdir ve dikkatli uygulandiginda herhangi bir sorun çikmadigi bilinmektedir (19).

9) Cerrahide kullanilmak için sisteme ait bir "bone condenser seti" olmalidir. Özellikle üst çene arka bölgelerde sik sik karsilasilan Tip III veya Tip IV kemiklerde implantlarin birincil stabilitesi için kemigin bir miktar sikistirilmasi önem tasimaktadir. Bu özellik basari yüzdesi için çok önemlidir.

10) Derinlik belirleyici (durdurucu)

Mandibuler kanal veya maksiller sinüs gibi anatomik olusumlari korumak ve yanlislikla daha derin bir yuva açmamak için özellikle pilot frezler için durdurucu halkalar olmasi çok yararlidir.

11) Pilot frez için rehber kiliflar

Cerrahi asamasinda ve planlamada kullanilan stentler özellikle birden fazla implant yerlestirilecek vakalarda, implantlarin dogru konum ve açida yerlestirilmesi açisindan büyük önem tasimaktadir. Titanyum veya çelikten yapilmis ve laboratuarda stente yerlestirilecek ve ameliyat sirasinda ilk yuva açilirken rehberlik edecek, boru seklinde kiliflar çok yararli birer yardimcidir. Bu parçalarin da implant sisteminde bulunmasi tercihi etkileyecek faktörlerden biri olmalidir.

GEÇICI IMPLANTLAR

Bu sayilan implant sistemleri disinda, osseointegrasyon sürecinde hastalarin rahatliklarini saglamak amaciyla, geçici implantlar da zaman zaman kullanilmaktadir. Bu implantlarin her ne kadar geçici süre için hizmet edecekleri düsünülse de, asgari bazi özellikleri tasimalari istenmektedir.

Hiç süphesiz geçici implantlarin bu yazinin içerigindeki kriterlerin tamamini içermesi beklenemez. Ancak yine de, biyomekanik dayaniklilik, laboratuar ve klinik olarak kolay çalisabilirlik gibi bazi sartlarin bu tür implantlar için göz önünde bulundurulmasi gerekir.

SONUÇ

Birinci bölümde'bulunmasinin önemi genel kabul görmüs faktörler altinda belirtilen kriterler bir sistemden beklenen vazgeçilmez ve asgari özelliklerdir. Modern implantolojinin deneme yanilma dönemi büyük ölçüde geride kalmis, bilimsel olarak saglam temellere oturmus bir felsefe üzerine dayanan sistemler kendilerini her geçen gün daha da düzelterek ayakta kalmayi basarmislardir. Hiç kuskusuz ki, ileride de sistemler yeni bilimsel veriler isiginda degisiklikler ve düzeltmeler yapacaklardir, ancak bunlar, son 30 yildaki bas döndürücü boyutlarda olmasi beklenmemektedir. Bu nedenle, implant tedavisini hastalarina sunma niyeti ile yeni bir implant sistemi tercih ederek kullanmaya baslayacak hekimlerin, yukarida da belirtilen kriterler isiginda, birkaç yilda bir tamamen sistem degisikligine giden üreticilerden uzak durmalari tavsiye edilebilir. Bunun disinda belli basli üreticilerin bilimsel dayanaklar yardimiyla birbirine giderek daha fazla benzeyen implant sistemleri ürettikleri bu yazi okunduktan sonra yapilacak degerlendirmede görülecektir. Dolayisiyla, yapilacak seçimde daha çok kisisel tercihler, firmanin çalisanlari ile iliskiler ve fiyatlarin uygunlugu gibi hususlar etkili olacaktir.

Burada amaçlanan husus, en ideal implant firmasinin tespit edilebilmesi degildir. Bu yazi ve form sayesinde implant uygulamasina yeni baslayacak bir dishekiminin sistem tercihini sistematik bir sekilde yapabilmesi ve sonuç olarak basarisiz sistemleri eleyebilmesi mümkün olabilecektir.

 


Kaynaklar

1.  Abron A, Hopfensperger M, Thompson J & Cooper L F. Evaluation of a predictive model for implant surface topography effects on early osseointegration in the rat tibia model. J Prosthet Dent 2001; 85: 40-46
 
2.  Akpinar I, Demirel F, Parnas L & Sahin S. A comparison of stress and strain distribution characteristics of two different rigid implant designs for distal-extension fixed prostheses. Quintessence Int 1996; 27(1):11 -17
 
3.  Albrektsson T, Johansson CB & Sennerby L. Biological aspects of implant dentistry: Osseointegration. Periodontol 2000 1994; 4: 58 -73
 
4.  Aouate G. Osseointegration of mobile posterior single-tooth implants with SLA surface: report of 2 cases. Int J Oral Maxillofac Implants. 2004; 19(3): 443-447
 
5.  Attard NJ & Zarb GA. Implant prosthodontic management of partially edentulous patients missing posterior teeth: The Toronto experience.
J Prosthet Dent 2003; 89: 352-359
 
6.  Bahat O,Handelsman M.Use of wide implants and double implants in the posterior jaw ;A clinical report Int.J.Oral.Maxillofac Implants 1996; 11: 379-386
 
7.  Balshi T. An analysis and management of fractured implants;a clinical report Int J Oral Maxillofac Implants 1996; 11: 372-379
 
8.  Binon PP. Implants and components: entering the new millennium. Int J Oral Maxillofac Surg 2000; 17: 232-236
 
9.  Branemark PI, Hansson BO, Adell R, Breine K, Lindstrom J, Hallen O & Ohmen A. Osseointegrated implants in the treatment of the edentulous jaw. Scand J Plast Reconstr Surg 1977; (16):1; 122-132
 
10. Buser D, Mericske-Stern R, Bernard JP,Behneke A, Hirt HP. Long-term evaluation of non-submerged ITI implants.Part 1:8-year life table analysis of a prospective multi-center study with 2359 implants. Clin Oral Implants Res 1997; 8: 161 -172
 
11. Buser D, iÜü Weber HP,Fiorellini JP, Williams RC. iÜü Radiographic evaluation of crestal bone levels adjacent to nonsubmerged titanium implants. iÜü Clin Oral Implants Res. 1992; 3(4): 181-188
 
12. Buser D, Weber HP, Lang NP. iÜü Tissue integration of non-submerged implants. 1-year results of a prospective study with 100 ITI hollow-cylinder and hollow-screw implants. iÜü Clin Oral Implants Res 1990; 1(1): 33-40
 
13. Cehreli MC, Akca K, Iplikcioglu H. Force transmission of one- and two-piece morse-taper oral implants: a nonlinear finite element analysis.
Clin Oral Implants Res 2004; 15(2): 249-257
 
14. Cruz M, Wassall T, Toledo EM, da Silva Barra LP, de Castro Lemonge AC. Three-dimensional Finite Element Stress Analysisof a Cuneiform-Geometry Implant.
Int J Oral Maxillofac Implants 2003;18: 675-684
 
15. Deines DN, Eick JD, Cobb CM, Bowles CQ & Johnson CM. Photoelastic stress analysis of natural teeth and three osseointegrated implant designs.Int J Periodontics Restorative Dent 1993;13(6): 541 -549
 
16. Ding TA, Woody RD, Higginbottom FL,Miller BH Evaluation of the ITI Morse taper implant/abutment design with an internal modification.
Int J Oral Maxllofac Implants 2003; 18(6): 865-872
 
17. Eckert SE, Parein A, Myshin HL & Padilla JL. Validation of dental implant systems through a review of literature supplied by system manufacturers.
J Prosthet Dent 1997; 77: 271-279
 
18. Ferrigno N, Laureti M, Fanali S & Grippaudo G. A long-term follow-up study of non-submerged ITI implants in the treatment of totally edentulous jaws. Part 1: Ten-year life table analysis of a prospective multicenter study with 1286 implants. Clinical Oral Implants Research 2002 ; 13 ( 3): 260-268
 
19. Garber DA, Salama MA, Salama H. Immediate total tooth replacement Compend Contin Educ Dent. 2001; 22(3): 210-216
 
20. Godfredsen K. Histomorphometric and removal torque analysis for TiO 2 -blasted titanium implants. Clin Oral Impl Res 1992; 3: 77-84
 
21. Goodacre CJ, Kan JY & Rungcharassaeng K. Clinical complications of osseointegrated implants. J Prosthet Dent 1999; 81: 537 -552
 
22. Graves SL, Jansen CE, Siddiqui AA, Beaty KD. Wide diameter implants; Indications, considerations and preliminary results over a two year period.
Aust Prosthodont J 1994; 8: 31-37
 
23. Griffin TJ & Cheung WS. The use of short, wide implants in posterior areas with reduced bone height: A retrospective investigation. J Prosthet Dent 2004; 92: 139-44
 
24. Hall J & Lausmaa J. Properties of a new porous oxide surface on titanium implants. Appl Osseointegr Res 2000; 1(1): 5-8
 
25. Hansson S Holmberg S,Niemi L Olson C Tammisad T . The relation between surface roughness and interfacial shear strength for bone-anchored implants.
J Biomechanics 1999; 32: 829-836
 
26. Held AJ & Fiore-Donno G. [The evolution of implantology-trends toward a new concept] [Article in French]
SSO Schweiz Monatsschr Zahnheilkd. 1976; 86(9): 923-940
 
27. Heydenrijk K, Raghoebar GM, Meijer HJA, van der Reijden WA, van Winkelhoff A-J & Stegenga B. Two-stage IMZ implants and ITI implants inserted in a single-stage procedure. A prospective comparative study.
Int J Oral Maxillofac Implants. 2003; 18(3): 424-432.
 
28. Heydenrijk K, Raghoebar GM, Meijer HJA, van der Reijden WA, van Winkelhoff A-J & Stegenga B. Two-part implants inserted in a one-stage or a two-stage procedure. A prospective comparative study. J Clin Periodontol. 2002; 29(10): 901-909
 
29. Himmlova L, Dostalova T, Kacovsky A & Konvickova S. Influence of implant length and diameter on stress distribution: A finite element analysis.
J Prosthet Dent 2004; 91: 20-25
 
30. Iplikçioglu H & Akça K. Comparative evaluation of the effect of diameter, length and number of implants supporting three-unit fixed partial prostheses on stress distribution in the bone. Journal of Dentistry 2002; 30: 41-46
 
31. Ivanoff C-J, Hallgren C, Widmark G, Sennerby L & Wennerberg A. Histologic evaluation of the bone integration of TiO 2 -blasted and turned titanium microimplants in Humans. Clin Oral Impl Res 2001; 12: 128-134
 
32. Khraisat A, Stegaroiu R, Nomura S, Miyakawa O Fatigue resistance of two implant/abutment joint designs . . J Prosthet Dent 2002; 88(6): 604-610
 
33. Koch WL. iÜü 2-phase endosseous implantation of cylindrical implants (III)] -IMZ. Quintess Zahnaerztl Lit 1976; 27, (1) 39-46
 
34. Larsson C. The interface between bone and implants with different surface oxide properties. Appl Osseointegr Research 2000; 1(1): 4-14
 
35. Lausmaa K Radegran G Mattsson L,Rolander U iÜü Preparation of ultra-thin oxide windows on titanium iÜü Electron Microsc Tech. 1991; 19(1): 99-106
 
36. Ledermann PD, Schroeder A, Sutter F. [Single tooth replacement with the aid of the ITI (International Team fur Implantologie) type F hollow-cylinder implant (late implant).]SSO Schweiz Monatsschr Zahnheilkd 1982; 92: 1087-1098
 
37. Lekholm U,van Steenberghe D,Herrmann I, Osseointegrated implants in the treatment of partially edentulous jaws:A prospective 5-year multicenter study.Int J Oral Maxillofac Implants 1994; 9: 627 -635
 
38. Linkow LI. Endosseous blade-vent implants: a two-year report.
J Prosthet Dent 1970; 23: 441-449
39. Merickse-Stern R, Aerni D, Geering AH & Buser D. Long-term evaluation of non-submerged hollow cylinder implants . Clinical and radiographic results . Clinical Oral Implants Research 2001; 12 (3): 252-258
 
40. Mericske-Stern R. Overdentures with roots or implants for elderly patients:A comparison. J Prosthet Dent 1994; 72: 543 -550
 
41. Moberg L-E, Sagulin G-B, Köndell P-Å, Heimdahl A, Gynther GW & Bolin A. Brånemark System ® and ITI Dental Implant System ® for treatment of mandibular edentulism. A comparative randomized study: 3-year follow-up.
Clinical Oral Implants Research 2001 , 12 ( 5), 450-458 
 
42. Mordenfeld MH, Johansson A, Hedin M, Billstrom C, Fyrberg KA. A retrospective clinical study of wide-diameter implants used in posterior edentulous areas. Int J Oral Maxillofac Implants. 2004; 19(3): 387-92
 
43. Möllersten L, Lockowandt P & Linden L-A. Comparison of strength and failure mode of seven implant systems: An in vitro test. J Prosthet Dent 1997; 78: 582-591
 
44. Norton MR. In vitro evaluation of the strength of the conical implant-to-abutment joint in two commercially available implant systems.
J Prosthet Dent 2000; 83(5): 567-571
 
45. Quirynen M, Naert I & van Steenberghe D. Fixture design and overload influence marginal bone loss and fixture success in the Brånemark System.
Clin Oral Implants Res 1992; 3: 104 -111.
 
46. Rasmusson L, Kahnberg K-E & Tan A. Effects of Implant design and surface on bone regeneration and implant stability: an experimental study in the dog mandible.
Clin Impl Dent Rel Res 2001; 1: 2-8
 
47. Rieger MR, Adams WK, Kinzel GL & Brose MO. Finite element analysis of bone-adapted and bone-bonded endosseous implants. J Prosthet Dent 1989; 62(4): 436 -440
 
48. Schroeder A, Pohler O, Sutter F. [Tissue reaction to an implant of a titanium hollow cylinder with a titanium surface spray layer.]
SSO Schweiz Monatsschr Zahnheilkd 1976; 86: 713-727
 
49. Schulte W & Heimke A.Quintess Zahnaerztl Lit 1976; 27: 17-22
 
50. Sennerby L & Roos J. Surgical determinants of clinical success of osseointegrated oral implants:A review of the literature. Int J Prosthodont 1998; 11: 408 -420
 
51. Seong W-J, Korioth TWP & Hodges JS. Experimentally induced abutment strains in three types of single-molar implant restorations. J Prosthet Dent 2000; 84: 318-326
 
52. Siegele D & Soltész U. Numerical investigations of the influence of implant shape on stress distribution in the jaw bone. Int J Oral Maxillofac Implants 1989; 4: 333 -340
 
53. Small IA. Metalimplants and the mandibular staple bone plate.
J Oral Maxillfac Surg 1975; 33: 571-578
 
54. Sul Y-T, Johansson CB, Jeong Y, Wennerberg A & Albrektsson T. Resonance frequency and removal torque analysis of implants with turned and anodized surface oxides. Clinical Oral Implants Research 2002 ; 13( 3): 252 -259
 
55. Sullivan DY, Sherwood RL & Mai TN. Preliminary results of a multicenter study evaluating a chemically enhanced surface for machined commercially pure titanium implants. J Prosthet Dent 1997; 78: 379-386
 
56.Tada S, Stegaroiu R, Kitamura E, Miyakawa O & Kusakari H. Influence of Implant Design and Bone Quality on Stress/Strain Distribution in Bone Around Implants: A 3-dimensional Finite Element Analysis Int J Oral Maxillofac Implants 2003; 18: 357-368
 
57. Taylor TD , Agar JR. Twenty years of progress in implant prosthodontics.
J Prosthet Dent 2002; 88: 89-95
 
58. Watzek G & Blahout R. [Historical Review in: Watzek G. [Endosseous implants in oral surgery] . Quintessenz 1993: 17-28
 
59. Zechner W, Trinkl N, Watzak G, Busenlechner D, Tepper G, Haas R, Watzek G. Radiologic follow-up of peri-implant bone loss around machine-surfaced and rough-surfaced interforaminal implants in the mandible functionally loaded for 3 to 7 years.
Int J Oral Maxillofac Implants. 2004; 19(2): 216-221
 
60. Zinger O, Anselme K, Denzer A, Habersetzer P, Wieland M, Jeanfils J, Hardouin P, Landolt D. Related Articles, Links Time-dependent morphology and adhesion of osteoblastic cells on titanium model surfaces featuring scale-resolved topography. Biomaterials. 2004; 25(14): 2695-2711.
 
61. Zinsli B, Sagesser T, Mericske E, Mericske-Stern R. Clinical evaluation of small-diameter ITI implants: a prospective study.
Int J Oral Maxillofac Implants. 2004; 19(1): 92-99.
 



Olmazsa olmaz özellikler

Sistem ismi:

1) Implant'in silindirik veya konik kök seklinde olmasi

2) Malzeme: TITANYUM

3) Çesitli uzunluk ve çapta implant seçenekleri

4) Vida yivi olan sistemler

5)Her endikasyona uygun protetik parçalar

6) Sistemin bilimsel desteginin olmasi

Destekleyici kriterler

Sistem ismi:

1) En az on yildir piyasada olan bir sistem mi?

2) Sizce sistem en az 10 yil daha piyasada kalacak mi?

3) Fiyat uygun mu?

4) Firma ve çalisanlari ile iyi iliskiler kurulabiliyor mu?

5) Firmanin stok gücü yeterli mi?

6) Firma çalisanlarinin bilgi birikimi yeterli mi?

7) Ayni sistemde çalisan yakin meslektas var mi? (görüs, malzeme ve bilgi alis-verisi için)

8) Sistemi taniyan tanidik cerrah var mi?

9) Sistemi taniyan teknik laboratuar var mi?

10) Firmanin önerdigi danisman hekim var mi?

Teknik özellikler

Sistem ismi:

1) Pürüzlü yüzeyli implantlar

2) Iç sistem (internal baglanti)

3) Açik veya kapali ölçüye uygunluk

4) Parçalarin renk kodlari olmasi

5)Tek cerrahili sistemler (transgingival iyilesme)

6) Kolay kullanilabilir implant seti

7) Kisisellestirilebilen Gingivaformer

8) Immediyat (hemen) implantasyona uygun bir sistem olmasi

9) Bone condenser (osteotom) seti bulunmasi

10) Derinlik belirleyici (durdurucu)

11) Cerrahi stentte kullanilacak metal veya plastik frez yolu kiliflari

Toplam puan

Tablo: Implant sistemi degerlendirme ve puanlama semasi

 

NOT: Tablonun 2. bölümündeki sorulara ve 3. bölümündeki ilk iki soruya verilen evet cevaplari 3 puan, 3. bölümdeki diger evet cevaplari ise 1 puan olarak hesaplanmalidir. Bu degerlendirme tablosundaki hesaplamalarin sonucunda elde edilen degerler, ilk bölümdeki elemeden geçebilmis firmalardan bir çogunda birbirine yakin olabilir. Bu degerlendirme tablosunun amaci; en ideal implant firmasinin saptanmasindan çok, tabloyu dolduran hekim için uygun olmayan implant sistemlerinin elenmesidir.