|
Derleme ve 2 Vaka Bildirisi
Hakan BİLHAN1,
Emre MUMCU2, Tayfun Bilgin
1
Dr.med.dent., İ.Ü. Dişhekimliği Fakültesi, Protetik Diş
Tedavisi A.D., Total-Parsiyel Protez B.D.
2
Araş.Gör., İ.Ü. Dişhekimliği Fakültesi, Protetik Diş
Tedavisi A.D., Total-Parsiyel Protez B.D.
3
Prof.Dr. med.dent., İ.Ü. Dişhekimliği Fakültesi,
Protetik Diş Tedavisi A.D., Total-Parsiyel Protez B.D.
Özet:
Diş çekiminden hemen sonra alveol
boşluğuna implant uygulaması ilk bildirildiğinden beri,
bu teknik giderek fazla ilgi görmeye başlamıştır.
İmmediyat implantasyonun avantajı cerrahi müdahele
sayısını ve tedavi süresini azaltmanın yanında, hastanın
daha az estetik ve fonksiyonel sıkıntı çekmesidir.
Endikasyon doğru konulduğunda ve doğru
cerrahi ve protetik protokoller izlendiğinde, immediyat
implantasyon ve hemen yükleme özellikle üst ön bölgede
oldukça başarılı olabilmektedir. Hastanın sistemik
durumu, sigara alışkanlığı olup olmaması, ağız hijyenine
dikkat edip etmemesi, çekim bölgesinde periodontal veya
endodontik kaynaklı bir enfeksiyon olup olmaması ve
mukoza ve kemik biyotipi gibi hastaya bağlı faktörlerden
biri bile olumsuz olduğunda bu tip tedaviden kaçınmak en
doğru yol gibi görünmektedir. Ancak, şartlar
sağlandığında bu tedavi gerçekleştirilebilirse, hasta
memnuniyetinin artmasının yanında hekim için de geç
dönemde ortaya çıkabilecek, yeterli hacimde kemik
bulamama ve greft ve membran kullanma mecburiyetinde
kalmak gibi zorluklar en aza indirilmiş olacaktır.
Bu makalede kliniğimizde üst ön kesici
bölgesinde gerçekleştirilen bir çekim sonrası hemen
implantasyon ve hemen yükleme, ayrıca başka bir hastada
hemen yükleme ve 4 aylık sonuçları tanıtılmaktadır.
Anahtar kelimeler: immediyat implantasyon, immediyat
yükleme, üst ön kesici kaybı, ön bölge implant estetiği,
implant-yumuşak doku uyumu
Abstract:
Since the first report of the placement
of a dental implant into a fresh extraction socket,
there has been increasing interest in this technique for
implant treatment. The advantages of immediyate implant
placement have been reported to include reductions in
the number of surgical interventions and in the
treatment time required.
Correct indication, surgical technique
and prosthetic protocol results in success for
immediyate loading as well as immediyate implantation.
If even one of the factors related to the patient, such
as systemic condition, smoking habit, poor oral hygiene,
biotype and an infection in the extraction region is
negative, this treatment option should not be
considered. The patient satisfaction is very high and
difficulties related to the implantation site in late
implantations is eliminated.
A patient with immediyate implantation
and immediyate loading, another with only immediyate
loading, both for the upper incisors with 4 months of
follow-up are presented in this article.
Key
words: immediate implantation, immediate loading, loss
of upper incisors, esthetics of implants in the
anterior, implant-soft tissue harmony
İmmediyat implantasyon ve yüklemede güncel yaklaşımlar
Diş çekiminden hemen sonra alveol
boşluğuna implant uygulaması ilk bildirildiğinden beri
(55), bu teknik giderek fazla ilgi görmeye
başlamıştır (43, 57). İmmediyat implantasyonun avantajı
cerrahi müdahele sayısını ve tedavi süresini azaltmanın
yanında, hastanın daha az estetik ve fonksiyonel sıkıntı
çekmesidir (41, 50). Ayrıca, implantın ideal yönde
yerleştirilmesi (56, 69), çekim bölgesindeki kemiğin
korunması (19, 58, 68) ve daha olumlu yumuşak
doku estetiği sağlanması (69) da avantajlar arasında
sayılabilir.
Ancak, çekim bölgesinde enfeksiyon
varlığı (27, 51, 53) immediyat implantasyonu olumsuz
etkileyebilecek en önemli faktörlerdendir. Hem açık, hem
de kapalı iyileşmede yeterli doku hacmi olmaması veya
ince doku biyotipi tedavi sonuçlarını olumsuz yönde
etkiler (9).
Diş çekim boşluğuna erken implantasyon
ile ilgili sonuçları değerlendirebilmek için, çekim
boşluğundaki yara iyileşmesi, arkasından takip eden
kemik rezorpsiyonu, remodelling ve rejenerasyonu iyi
anlamak çok önemlidir.
Diş çekimi sonrası kemik ve mukozadaki
değişiklikler
İlk 6 ile 12 ay arasında ilk baştaki
bukko-lingual kret kalınlığının %50’sine karşılık gelen
5-7 mm arasında bir kret daralması görülür. Bunun büyük
kısmı iyileşmenin ilk 4 ayında gerçekleşir (32, 63).
Kemikte yatay kayıpla beraber dikey olarak da 2 ile 4,5
mm arasında bir kayıp meydana gelir (31, 39). Yanyana
fazla sayıda diş çekimi yapılması, tek dişe göre daha
fazla kemik kaybına neden olur (32, 39, 62).
Mukozanın, altındaki kemiğe göre
şekillenip değiştiği genel kabul görmüştür. Diş çekimini
takip eden yara iyileşmesinde ilk 7 günde matriks
sentezi başlar ve 3 haftada azami seviyeye ulaşır.
Sürekli bir olgunlaşma sonrası aylar içinde yumuşak doku
eski çekme dayanımına ulaşır (5). Çekim boşlukları
çevresi mukozanın çekme dayanımının olmaması yarada
dehisense neden olabilir. Primer kapamayı sağlayacak
yeterli doku hacmi bulunmasına karşılık, gecikmiş
implantasyon yapılan ve rezorbe olan veya olmayan
membranlar kullanılan vakalarda % 5 ile % 24 arasında
değerlerde dehisens meydana geldiği bildirilmiştir (72).
1 ile 4,5 yıllık gözlem dönemlerinden sonra, sondlama
derinliklerinde ve radyografik krestal kemik
düzeylerinde hiçbir anlamlı fark bulunamamıştır (12, 25,
68, 71).
İmmediyat veya gecikmiş implantasyonlarda
başarılı bir kemik iyileşmesi için gereken koşullar çok
benzerdir. İmmediyat implant yerleştirildiğinde implant
ile kemik arasında bir boşluk kalır ki, bu boşluk da kan
pıhtısının yerleşmesi ve sabit kalabilmesi için yeterli
olmalıdır, ancak gereğinden fazla olmamalıdır, çünkü
kemik iyileşmesi buna bağlıdır.
Hayvan deneyi çalışmaları hem implant
kemik mesafesinin, hem de yüzey özelliklerinin pıhtının
stabilizasyonu açısından önemli olduğunu göstermiştir
(1, 10, 36, 60).
Ayrıca, 2 mm ve daha az mesafe olan
durumlarda kemik iyileşmesinin istatistiksel olarak dahi
fark göstermediği, daha büyük mesafe olduğunda membran
uygulamasının gerekeceği bulunmuştur (17, 24, 48, 70).
Estetik sonuçlarla ilgili veriler ise eksiktir (28,
33).
İmmediyat implant uygulamalarına göre
geleneksel yerleştirmenin de (gecikmiş) bir çok avantajı
bulunmaktadır. Uygulanacak bölgedeki enfeksiyon
varlığını elimine edilebilmesi ve kemik hacminin ve
üzerine getirilecek flabin cok net görülebilmesi ve
yumuşak dokunun cok iyi adapte olması gibi. Bununla
birlikte bu avantajlar kemiğin bilhassa da bukko lingual
yönde resorpsiyonuyla azalır. Böylece, kemik hacminin
aşırı kaybı olmaması ve yumuşak doku uyumunun optimal
olması için implant yerleştirmeden önce 4 ila 8 hafta
beklenmelidir. Diş çekiminden sonra implant
yerleştirmenin birkaç haftalığına ertelenmesi soketin
içindeki kemiğin rejenerasyonuna olanak verir (2, 11).
Soketin genişliğinde azalma olur. Bunun da augmentasyon
prosedürlerine yararı vardır (47).
Çekim Boşluğuna İmplantın Yerleştirilmesi
Çekim boşluğuna implant yerleştirilmesi,
yumuşak ve sert dokulara minimum travmatik olduğu için
avantajlıdır.
Çok köklü dişlerde kök aralarının
kullanılması önerilir.
Çekim soketinden tüm granülasyon dokusu
uzaklaştırılmış olmalıdır.
İmplantasyon yerinin belirlenmesi
Uygun ve başarılı bir tedavinin
oluşturulabilmesi için implantın yerinin belirlenmesi
önem kazanır. Bu faktörler:
• Hastanın tedavi planının
bütünü
• Hastanın estetik beklentileri
• Yumuşak dokunun kalitesi,
miktarı ve morfolojisi
• Kemiğin kalitesi, milktarı ve
morfolojisi
• Patolojinin varlığı
• Çekimi düşünülen diş ve
destek yapılarının durumu
Primer İmplant Stabilizasyonu:
Yapılacak restorasyonun durumu ve
profiline göre diş çekiminden sonra kalacak boşluk ve
kret durumuna göre yeterli yer yoksa veya uygulanacak
implanttan geniş ve implanta yeterli destek
sağlamıyacaksa implant, çekimden hemen sonra
yerleştirilmemelidir.
İmplant Yerleştirilmesi
İmplantların 3 boyutlu konumlandırılması,
restoratif tedavi düşünülerek yapılmalıdır.
Üst Ön Bölgedeki İmplant Restorasyonları
Doku defektinin olmadığı ön bölge tek diş
implantlarında, komşu dişlerin doku desteğiyle birlikte
estetiği de içeren öngörülebilir bir tedavi sonucuna
ulaşılır. Üst ön bölgede flap kaldırılmadan direk
yerleştirilen implantlar, immediyat yüklenerek ya da
yüklenmeyerek yapılan immediyat implantasyonlar gibi
bazı cerrahi işlemlerin estetik sonuçlarına ilişkin
literatür halen yetersizdir.
İMPLANTLARIN ESTETİK BAŞARISIZLIKLARININ
OLASI SEBEPLERİ
Anatomik Faktörler
Hekim, kret anatomisinin yumuşak dokudan
ve kemik desteğinden meydana geldiğini ve bir implant
etrafındaki yumuşak doku konturlarının büyük ölçüde
kemik anatomisinden etkilendiğini bilmelidir(23). Son
yıllarda, doğal dişler için kullanılan “biyolojik
kalınlık” kavramının osseointegre implantlara da
uygulanabileceğini gösteren birçok deneysel çalışma
yapılmıştır. Bu terim implantlar için de kullanılabilir
çünkü yumuşak dokular implantlar etrafında da relatif
sabit bir boyut gösterirler (8,14, 16, 29, 66).
Komşu bölgesi dişsiz olan implantlarda
kalınlık 3 mm iken interproksimal alandaki yumuşak doku,
dişe komşu implantlarda kontakt noktasındaki papil
nedeniyle daha kalındır. Klinik çalışmalar farklı dişeti
biyotiplerinde yumuşak doku farklılıklarının olduğunu
zaten göstermiştir (34). İnce biyotip çıkış profili
bakımından kalın biyotiple kıyaslandığında daha
az bir yumuşak doku kalınlığına sahiptir (34, 37).
İmplant etrafındaki bu durum göz önünde
bulundurulurken, kemik yapının yumuşak dokunun
estetiğinde anahtar rolü oynadığı unutulmamalıdır.
Burada iki anatomik yapı önemlidir: interproksimal
alandaki alveol kretinin kemik yüksekliği ve vestibüler
kemik duvarının yüksekliği ve kalınlığı. İnterproksimal
kret yüksekliği implantların mezyal ve distalindeki
papilin yüksekliğinde rol oynar (15). Alveoler kret ile
temas noktası arası mesafenin 6 mm ve üzerinde olması
sağlıklı bir papil oluşturulmasını güçleştirdiği klinik
çalışmalarla ortaya konulmuştur. Bu gözlem implant
destekli restorasyonlarla da doğrulanmıştır. Ayrıca tek
diş implantlarının etrafındaki papil yüksekliğinin
implanta komşu proksimal kemik seviyesinden bağımsız
olduğu ancak komşu dişin interproksimal kemik
yüksekliğine bağlı olduğu kanıtlanmıştır (34). Komşu
dişteki dikey kemik boyutunun azaldığı klinik vakalarda
kret yüksekliğini geri kazanmak için hali hazırda
cerrahi bir teknik bulunmamaktadır. Kaybolan dokuyu geri
kazanmak amacıyla ortodontik ekstrüzyon teknikleri
önerilmiştir, ancak hiç bir uzun dönem klinik çalışma
sonucu günümüze ulaşmamıştır (24, 54).
Komşu dişin kret yüksekliği operasyondan
önce detaylı bir şekilde ölçülerek implant etrafında
kısa papil oluşma riski olan hastalar belirlenmelidir.
Tedaviden önce hastayla tedavinin çerçevesi açıkça
konuşulmalı ve gerçek üstü beklentiler ortadan
kaldırılmalıdır.
İmplantların uygunsuz konumlandırılması
ya da uygun olmayan implant seçimi de estetik
başarısızlığa yol açabilir. Kullanılan implant sistemi
ne olursa olsun 3 boyutta doğru bir yerleşim estetik
başarının anahtarıdır. Yerleşimin nasıl olacağı
planlanan restorasyona bağlıdır. İmplant ve planlanan
restorasyon arasındaki ilişki, implant omzunun
yerleşimine bağlıdır ve bu sert ve yumuşak doku cevabını
da etkileyecektir.
İmplant omzunun yerleşimi 3 boyutta doğru
olarak konumlandırılmalıdır: orofasiyal, mezyo-distal ve
apiko-koronal (resim 1, 2, 3). Oro-fasiyal doğrultuda
fazlaca vestibüle yerleştirilen bir implant omzu,
vestibül kemik kalınlığı çok azalacağından, dolayısıyla
dehisens oluşturma eğiliminde olacağından dolayı,
yumuşak dokuda çöküntü oluşma riskini arttıracaktır.
İmplantın fazla palatinale yerleştirilmesi ise dokunun
üstüne oturan restorasyonlardaki gibi çıkış profili
problemlerine yol açar (6, 7, 49, 63). Her iki durumda
da muhtemel protetik komplikasyonlar (restorasyon ve
implant arasında eksen uyumsuzluğu) ortaya çıkabilir ve
implantın üzerine bir restorasyon yapımı zorlaşır.
Restorasyonların mezyo-distal olarak
yanlış konumlandırılmasının, komşu doğal dişin
interproksimal papilinin üzerinde büyük etkisi vardır.
İmplantın komşu dişe çok yakın yerleştirilmesi
interproksimal alveol kret seviyesinin implant
seviyesine kadar rezorbe olmasına neden olacaktır.
İnterproksimal alandaki bu kret kaybıyla birlikte papil
yüksekliği de azalacaktır. Tüm bunlara bağlı olarak da
restoratif sorunlar doğacaktır. Embraşür şeklinin ve
çıkış profilinin kötü olması restorasyonun uzun bir
temas alanına sahip olmasına ve istenmeyen
klinik-estetik sonuçlara yol açacaktır (64). Komşu
dişteki kret yüksekliğinin kaybı, implantlarda boyun
bölgesi etrafındaki kemikte krater şeklinde kemik
kayıplarına neden olabilir (21, 65). Bu durum
radyografiler yardımıyla da gösterilmiştir (62). Komşu
dişteki dikey kemik kaybını önlemek için minimal mesafe
olan 1-1,5 mm dikkate alınmalıdır. Çalışmalar mikro
aralık adı verilen implant/post ara yüzünün konumunun
implant etrafındaki sert ve yumuşak doku cevabında
önemli bir rol oynadığını göstermiştir. Mikro aralık ne
kadar apikale yerleştirilirse rezorpsiyonun da o oranda
fazla olduğu gözlemlenmiştir.
İmplantın 3 boyuttaki yerleşimi
planlanırken her boyutta ayrı ayrı “rahat” ve
“tehlikeli” bölgeleri belirlenmelidir. İmplant seçimi ve
yerleşimi planlanan restorasyona dayanmalıdır. Eğer
implant boynu tehlike bölgesine yerleştirilirse yukarda
sayılan komplikasyonlardan biri meydana gelebilir ve
estetik kusurlara yol açar. Rahat ve tehlikeli bölgeler
mezyo-distal, oro-fasiyal ve apiko-koronal boyutlarda
belirlenmiştir. Mezyo-distal boyutta tehlikeli bölge
komşu dişin yakınındadır. Bu alanın ne kadar geniş
olduğu halen bilinmemektedir. Önceki yayınlar implant
omzu ile komşu kök yüzeyi arasında en az 1 mm mesafe
olması gerektiğini söylemektedir (13). Oro-fasiyal
boyutta ise implant omzunun kenarı ideal çıkış profilini
sağlayacak şekilde olmalıdır (6, 7). Vestibüldeki
tehlike alanı komşu dişin ya da planlanan restorasyonun
çıkış profilinin oluşturduğu hayali çizginin
vestibülündeki herhangi bir yerdir. Palatinal tehlike
alanı ise çıkış profilinin 2mm palatinalinden başlar ve
buna uyulmazsa, yumuşak doku üstüne oturan restorasyon
riski artmış olur. İmplantın bu tehlike bölgeleri
arasında kalan rahat bölgeye yerleştirilmesi düzgün bir
çıkış profili elde edilmesine, buna bağlı olarak da
uyumlu dişeti kenarlarının oluşmasına olanak
sağlayacaktır. İmplant omzunun apiko-koronal yerleşimi
“mümkün olduğunca sığ, gerektiği kadar derin”
felsefesine dayanır (13). Böylece estetik ve biyolojik
prensipler arasında bir uyum sağlanmış olur (42).
Operasyon Öncesi Analiz
Riskin Degerlendirilmesi
Her hasta için operasyon öncesinde risk
profilinin ortaya konulması gereklidir. Bu plan sonraki
tedavi sürecinin gidişatını belirler. Estetik açıdan çok
önemli olduğu için ve yapılacak hata çok zor telafi
edileceği için potansiyel tehlike üst çene ön bölgedir.
Risk değerlendirmesi, hastayı tedavi öncesi aydınlatmak,
bilinçlendirmek ve aşırı beklentilerden korumak
açısından önemli olduğu kadar, hekimin tedavi planını
şekillendirmesi açısından da kaçınılmazdır.
Risk faktörlerinden en önemlilerinden
biri, hastada hızlı ilerleyen periodontitisin varlığıdır
ki, yapılan çalışmalar bu faktör varlığında implant
osseointegrasyonunda sorunlar ortaya çıkabildiği kadar,
çevre kemik ve yumuşak dokuların umulmadık cevaplar
verebildiğini de göstermiştir (20, 35).
Son 6 yıldır pozitif interlökin-1’in
(İL-1) belirlenmesi için genetik tahlil metodları
uygulanmaktadır, çünkü bu hastalarda yüksek
periodontitis riski bulunduğu bilinmektedir (38,46,61).
İnterlökin 1 ve sigara alışkanlığının bir arada
bulunması risk faktörlerini büyük oranda arttırmaktadır
(44,45). Sigara alışkanlığı, ayrıca implant
komplikasyonları için de risk oluşturmaktadır. Birçok
araştırma göstermiştir ki, sigara içen kişilerde, yara
iyileşmesi döneminde ve implant komplikasyonlarında
artış olmaktadır (4,18,40,67). Araştırmalar pozitif İL-1
varlığına ilaveten sigara alışkanlığının da bulunduğu
hastalarda, implant çevresi dokularda ve kemik kaybında
artış olduğunu göstermiştir (22,26,59).
Anatomik Analiz: Genel Görüş
İmplant restorasyonlarında optimal bir
estetik 4 anatomik ve cerrahi parametreye dayanır:
(1)
İmplant boynunun submukozal durumu,
(2)
İmplantın 3 boyutlu olarak doğru ve
uygun yerleştirilmesi,
(3)
Çevre doku sağlığının ve konturunun uzun
süreli olarak devam ettirebilmesi,
ve (4) İmplant üstü
restorasyonun komşu dişlerin formuna simetrik ve
orantılı
olması (41,43).
Tüm bunların sağlanabilmesi için çok
dikkatli ve uygun olarak yapılacak planlama
vazgeçilmezdir. Tedavi ağız dışından başlar ve hastanın
gülmesini ve yüz konturlarını da kapsar. Tecrübeli bir
göz, implantı uygulamadan bitmiş protezin çevre
dokulardaki konturunu ve gülme hattını tahmin edebilir.
Sağlıklı olmayan dişler ve hatalı konumlarıyla hastanın
doğru ve güvenilir bir gülüş vermesi söz konusu
değildir. Hastanın daha önceden çekilmiş ve gülüşünü
içeren fotoğraflar bize tedavi planlamasında rehber
oluşturur. Yüksek bir gülüş hattı, yani hasta
gülümsediğinde, üst çenede fazla miktarda yumuşak doku
görünmesinin, implant boynu açığa çıktığında, estetik
bozukluğa neden olabileceği bilinmelidir. Orta hat, diş
formları ve büyüklükleri restorasyona başlamadan
kaydedilmelidir. Ağız içi dokümantasyon çok kapsamlı ve
dikkatli biçimde oluşturulmalı, dişetindeki asimetriler,
komşu diş ilişkileri, periodontal sağlık ve periapikal
röntgenler kayda geçmelidir. Periodontal ve ortodontik
estetik, implant cerrahisi öncesi oluşturulmalıdır.
Yumuşak dokunun formu ve karakteristiği bitmiş protezin
çıkış profilini ve implant boynunun uyumunu belirler
(34,37). İmplantlar palatinale doğru ve biraz da derine
yerleştirildiğinde (estetik bölgeye dikkat ederek),
sonrasında kuron yapımında ve çıkış profilinin doğal
oluşmasında yararlı olur. Genelde hem yüksek dudak hattı
hem de ince bir kemik yapısına birden sahip olan
hastalar anatomik riskli kabul edilmelidir. Bu
özelliklere sahip hastalara, sonradan oluşabilecek
sorunlar ve içinde bulunduğu risk faktörleri, tedavi
öncesi anlatılmalıdır.
Tek Diş Boşluğunda Anatomik Analiz:
Ön bölge tek diş boşluklarında implant
yerleştirilmeden önce, bitmiş restorasyonun uzun ekseni
ve çıkış profili de göz önünde bulundurularak, 3 boyutlu
olarak iyice incelenmelidir. Eğer diş çekiminden hemen
sonra implant uygulanacaksa, implant yerleştirilmesi
bazı özel önlemler gerektirir. Bu göz önünde
bulundurulduğunda, diş çekimi öncesi bir çok analiz
yapılması gerekmektedir.
Teşhis için wax-up uygulaması:
oluşturulacak modelde yumuşak doku konturları da önceden
belirlenip oluşturulabilir, kret şekline ve kesitinin
anatomisine bakılır, komşu dişlerle ve karşıt dişlerle
ilişkileri gözden geçirilir. Söz konusu hasta için
estetik bölge ve gülme hattı belirlenir. Mezyo-distal
olarak yer, simetriğindeki dişin kapladığı yere eşit
olmalıdır. Gerekli yerin oluşturulmasında ortodontik
tedavi, mine düzeyinde aşındırma ya da restorasyon ile
komşu dişlerde gerekli düzeltmeler yapılır. Diasteması
bulunan hastalarda bu diastema boşluğunun kapatılarak
mı, yoksa estetik kaygılar göz önünde bulundurularak,
gerekli implant için yer açarak mı elimine edileceğine
karar verilir. Dikkat edilecek nokta implantın
apikokoronal çapıdır. Yumuşak doku şekillenmesi
periodontal sağlık, çekilen diş veye dişler, kemik
atrofisi, travma, enfeksiyon varlığı veya konjenital
anomalitelere bağlıdır.
Dikey olarak yeterli yumuşak ve sert
dokusu bulunmayan hastalar yüksek antomik risk grubu
olarak adlandırılan hasta grubudur. İmplant boynunun
subgingival pozisyonda yerleşebilmesi için implant
yerleştirilmesi öncesi implant yatağı krater şeklinde
hazırlanmalıdır.
İmplantın cıkış profilinin oluşturulmasında geçici kuron
aracılığıyla yumuşak doku şekillendirmesinin önemi
büyüktür. Dikkat edilmesi gereken bir başka nokta da
interoklüzal mesafenin kontrolüdür. Ön bölgeye imlantın
yerleştirilmesinde, yapılacak restorasyonun uzun ekseni
ve restorasyonun ileri itimi göz önünde
bulundurulmalıdır. Periapikal radyografi netlik
bakımından panoromik radyografiye göre bize daha hassas
bilgi verir (52).
Geçici Restorasyon
Üst çene ön bölgede implant sonrası
geçici restorasyon yapılması hasta memnuniyeti ve
implant çevresi yumuşak dokunun korunması için bir
gerekliliktir. Geçici restorasyon oluşturulurken yumuşak
dokulara ve implant üzerine basınç uygulamamalı ve
karşıt çeneyle ilişkisi laterotrüzyon ve protrüzyon
hareketinde temas olmayacak şekilde hazırlanmalıdır.
İmmediyat yüklemede, hareketli bölümlü
geçici protez veya yan dişlere ortodontik tellerle
bağlanan sabit tek kuron gibi, daha önce yaşanan
sorunlar söz konusu olmaz. Hareketli geçiciler çok sık
kırılmaktadırlar ve ayrıca hastaya oldukça fazla
rahatsızlık vermektedirler. Yine komşu dişlere
tutturulan dişler de zaman zaman kopabilmekte ve sık diş
hekimi ziyaretlerini beraberinde getirebilmektedirler.
Oklüzal temasları kesilmiş tek kuronlar
hem kullanışlılık, hem de estetik olarak daha tatminkar
sonuçlar verebilmektedir.
Vaka 1: Diş çekimi sonrası immediyat
implantasyon ve immediyat yükleme
17 yaşında bir genç bayan hasta bilim
dalımıza tesadüfi röntgen bulgusu ile başvurmuştur. 11
ve 21 nolu dişlerde apikalden başlayan bir eksternal
rezorpsiyon görülmüştür (resim 4). Yapılan klinik
muayenede (resim 5, resim 6) 11 nolu dişin vitalite
testine negatif, 21 nolu dişin ise pozitif cevap verdiği
tespit edilmiştir. Yapılan Endodonti konsültasyonu
sonrası, 11 nolu dişin çekimine 21 nolu dişin ise gözlem
altında tutulmasına karar verilmiştir. Çekim sonrası
tedavi alternatifleri görüşüldükten sonra, hasta ve biz
implant seçeneğini tercih etme eğiliminde olduğumuz
için, hastanın yaşını da göz önünde bulundurarak
el-bilek filmi incelenerek kemik büyümesinin
tamamlandığı görülmüş ve implant tedavisine karar
verilmiştir.
Cerrahi işlem öncesi daha sonra geçici
kuron hazırlamak amacıyla bir üst çene ölçüsü
alınmıştır. Hastada 11 nolu dişin çekimi atravmatik bir
şekilde gerçekleştirildikten sonra (resim 7), çekim
boşluğuna immedyat implantasyon koşullarına uygun
olarak, yani implantın çıkış profili santral dişin
singulumuna denk gelecek şekilde (resim 8), bir adet
4,5/13 mm Osseospeed® yüzeyli AstraTech®
implant yerleştirilmiştir (resim 9). Primer stabilitenin
oldukça iyi olduğu da görüldükten sonra, ağızda
bırakılan daimi post “Direct abutment®” monte
edilmiş ve gerekli olduğu için aerotör yardımıyla
vestibülünden bir miktar aşındırılmıştır (resim 10).
Daha sonra Dentalon® (Heraeus-Kulzer®)
ile geçici kuron yapılmış (resim 11), laboratuvar postu
üzerinde kenar uyumu tam olacak şekilde ayarlandıktan
sonra (resim 12), cilalanmış ve hastaya geçici
simantasyon (Kerr®, Temp Bond®)
ile teslim edilmiştir (resim 13, resim 14).
Burada dikkat edilecek en önemli nokta geçici
restorasyonun alt çenenin ekskürsiyon hareketleri
sırasında herhangi bir şekilde alt kesici dişlerle temas
etmemesidir (resim 15). Daha sonra kontrol röntgeni
çekilerek son durum kontrolü yapılmıştır. Röntgende
geçici kuronun kenar uyumu çok rahat bir şekilde
görülmektedir (resim 16).
3,5 ay sonundaki periapikal röntgende
minimal bir kemik kaybı görülmektedir (resim 17). 3,5
aylık bekleme süresi sonrası hastadan alınan ana model
ölçüsü ile zirkonoksit altyapı (Cercon®;
Degudent, Hanau, Germany) üzerine porselen kuron
hazırlanarak, hastaya 10 gün kadar geçici yapıştırılmış
olarak kullandırılmış ve daha sonra daimi simantasyon
ile (Panavia 21®; Kuraray, Tokyo, Japan)
teslim edilmiştir (resim 18).
Vaka 2: İmmediyat yükleme
22 yaşında bir bayan hasta geçirdiği
trafik kazası sonucu 21 nolu dişini kaybetmiş, 11 ve 22
nolu dişinde ise koronal kısımda diyagonal bir kırık ile
bilimdalımıza başvurmuştur (resim 19). Tedavi
alternatifleri görüşüldükten sonra, implant seçeneğinde
karar kılınmıştır. Mukoperiostal flep kaldırılarak
kemiğin durumunun elverişli olduğu görüldükten sonra
yine ön bölgede estetiği sağlayacak şekilde implant
(Astra Tech®, Osseospeed®
4,5/13mm) yerleştirilmiştir. Primer stabilitenin çok iyi
olduğu görüldükten sonra, Direct abutment®
monte edilmiş, ve yara kesi sütürasyonu yolu ile primer
olarak kapatılmıştır. Aynı seansta 11 nolu dişin
preparasyonu yapılarak ölçüler alınmış ve elde edilen
modeller ile bir de akrilik geçici kuron yapılmış ve
geçici olarak simante edilmiştir. Burada da en önemli
noktalardan biri, geçici restorasyonun alt çene ile
temasının olmayacağı şekilde bitirilmesidir. Bu hastada
anterior open-bite bulunması nedeniyle bu konuda fazla
bir sorun yaşanmamıştır. Osseointegrasyonu beklerken
hastanın 22 nolu dişindeki kırık (resim 20) ve 12 nolu
dişin mezyalindeki boşluk (resim 21) ışıkla sertleşen
kompozit ile doldurulmuştur (resim 22). 3 aylık bekleme
süresi sonrası tekrar ölçüler alınarak, kıymetli metal
destekli porselen kuron yapımı için teknisyene
gönderilmiştir. Resim 23’te restorasyonların bitirilmiş
ve simante edilmiş durumu görülmektedir (resim 23).
Tartışma ve Sonuçlar:
Diş çekiminden hemen sonra alveol
boşluğuna implant uygulaması ilk bildirildiğinden beri,
bu teknik giderek fazla ilgi görmeye başlamıştır.
İmmediyat implantasyonun avantajı cerrahi müdahele
sayısını ve tedavi süresini azaltmanın yanında, hastanın
daha az estetik ve fonksiyonel sıkıntı çekmesidir.
Bu tedavi yöntemi alt ön bölgede daha
uzun zamandır uygulanmakta ve öngörülebilen ve %90-100
başarılı sonuçlar da bildirilmektedir (3).
Endikasyon doğru konulduğunda ve doğru
cerrahi ve protetik protokoller izlendiğinde, immediyat
implantasyon ve hemen yükleme özellikle üst ön bölgede
oldukça başarılı olabilmektedir. Hastanın sistemik
durumu, sigara alışkanlığı olup olmaması, ağız hijyenine
dikkat edip etmemesi, çekim bölgesinde periodontal veya
endodontik kaynaklı bir enfeksiyon olup olmaması ve
mukoza ve kemik biyotipi gibi hastaya bağlı faktörlerden
biri bile olumsuz olduğunda bu tip tedaviden kaçınmak en
doğru yol gibi görünmektedir. Ancak şartlar
sağlandığında bu tedavi gerçekleştirilebilirse, hasta
memnuniyetinin artmasının yanında hekim için de geç
dönemde ortaya çıkabilecek, yeterli hacimde kemik
bulamama ve greft ve membran kullanma mecburiyetinde
kalmak gibi zorluklar en aza indirilmiş olacaktır. Bu
makalede ele alınan 2 vakada da oldukça tatmin edici
sonuçlar elde edilmiştir, ancak uzun vadede (en az beş
yıl) burada neler olacağını takip etmek ve bu tedavi
yöntemini günlük rutine sokma konusundaki kesin kararı
ona göre vermek daha yararlı olacaktır.
Kaynaklar
-
Akimoto K, Becker W, Donath
K, Becker BE, Sanchez R. Formation of bone
around titanium implants placed into zero
wall defects: Pilot project using reinforced
e-PTFEmembrane and autogenous bone grafts.
Clin Implant Dent Relat Res 1999;12:98–104.
|
-
Amler MH, Johnson PL, Salman
I. Histological and histochemical
investigation of human alveolar socket
healing in undisturbed extraction wounds.
J
Am Dent Assoc 1960;61: 32–44.
|
-
Attard NJ & Zarb GA.
Immediate and early implant loading
protocols: A literature review of clinical
studies. J Prosthet Dent 2005;94:242-58
|
-
Bain CA, Moy PK. The
association between the failure of dental
implants and cigarette smoking. Int J Oral
Maxillofac Implants 1993;8:609–615.
|
-
Bartold PM, Narayanan AS,
Schwartz Z, Dean DD, Boyan BD. The biology
and physiology of the periodontium. In:
Kornman KS (ed). Fundamentals of
Periodontics. Chicago: Quintessence,
1996:61–107.
|
-
Belser UC, Bernard JP, Buser
D. Implant-supported restorations in the
anterior region: Prosthetic considerations.
Pract Periodontics Aesthet Dent
1996;8:875–883.
|
-
Belser UC, Buser D, Hess D,
Schmid B, Bernard JP, Lang NP. Aesthetic
implant restorations in partially edentulous
patients—A critical appraisal.
Periodontol
2000 1998;17: 132–150.
|
-
Berglundh T, Lindhe J.
Dimension of the periimplant mucosa.
Biological width revisited. J Clin
Periodontol 1996; 23:971–973.
|
-
Block MS, Kent JN. Factors
associated with soft and hard tissue
compromise of endosseous implants. J Oral
Maxillofac Surg 1990;48:1153–1160.
|
-
Botticelli D, Berglundh T,
Buser D, Lindhe J. The jumping distance
revisited: An experimental study in the dog.
Clin Oral Implants Res 2003;141:35–42.
|
-
Boyne PJ. Osseous repair of
the postextraction alveolus in man.
Oral
Surg Oral Med Oral Pathol
1966;21(6):805–813.
|
-
Brägger U, Hämmerle CHF, Lang
NP. Immediate transmucosal implants using
the principle of guided tissue regeneration.
II. A cross-sectional study comparing the
clinical outcome 1 year after immediyate to
standard implant placement. Clin Oral
Implants Res 1996;7:268–276.
|
-
Buser D, von Arx T. Surgical
procedures in partially edentulous patients
with ITI implants. Clin Oral Implants Res
2000;11(suppl 1):83–100.
|
-
Buser D, Weber HP, Donath K,
Fiorellini JP, Paquette DW, Williams RC.
Soft tissue reactions to non-submerged
unloaded titanium implant in beagle dogs.
J
Periodontol 1992;63:225–235.
|
-
Choquet V, Hermans M,
Adriaenssens P, Daelemans P, Tarnow DP,
Malevez C. Clinical and radiographic
evaluation of the papilla level adjacent to
single-tooth dental implants. A
retrospective study in the maxillary
anterior region.
J Periodontol
2001;2:1364–1371.
|
-
Cochran DL, Hermann JS,
Schenk RK, Higginbottom FL, Buser D.
Biologic width around titanium implants. A
histometric analysis of the
implanto-gingival junction around unloaded
and loaded nonsubmerged implants in the
canine mandible. J Periodontol
1997;68:186–198.
|
-
Cornelini R. Immediyate
transmucosal implant placement: A report of
2 cases. Int J Periodontics Restorative Dent
2000; 20:199–206.
|
-
De Bruyn H, Collaert B. The
effect of smoking on early implant failure.
Clin Oral Implants Res 1994;5:260–264.
|
-
Denissen HW, Kalk W, Veldhuis
HA, van Waas MA. Anatomic consideration for
preventive implantation. Int J Oral
Maxillofac Implants 1993;82:191–196.
|
-
Ellegaard B, Baelum V,
Karring T. Implant therapy in periodontally
compromised patients. Clin Oral Implants Res
1997;8:180–188.
|
-
Esposito M, Ekkestube A,
Gröndahl K. Radiological evaluation of
marginal bone loss at tooth surfaces facing
single Brånemark implants.
Clin Oral
Implants Res 1993;4: 151–157.
|
-
Feloutzis A, Lang NP, Tonetti
MS, et al. IL-1 gene polymorphism and
smoking as risk factors for peri-implant
bone loss in a well-maintained population.
Clin Oral Implants Res 2003;14:10–17.
|
-
Gargiulo AW, Wentz FM, Orban
B. Dimensions and relations of the
dentogingival junction in humans. J
Periodontol 1961;32:261–267.
|
-
Goldberg PV, Higginbottom FL,
Wilson TG. Periodontal considerations in
restorative and implant therapy. Periodontol
2000 2001;25:100–109.
|
-
Gomez-Roman G, Schulte W,
d’Hoedt B, Axman-Krcmar D. The Frialit-2
implant system: Five-year clinical
experience in single-tooth and immediyately
postextraction applications. Int J Oral
Maxillofac Implants 1997;123:299–309.
|
-
Gruica B, Wang HY, Lang NP,
Buser D. Impact of IL-1 genotype and smoking
status on the prognosis of osseointegrated
implants.
Clin Oral Implants Res
2004;15(4):393–400.
|
-
Grunder U, Polizzi G, Goene
R, et al. A 3-year prospective multicenter
follow-up report on the immediyate and
delayed immediate placement of implants.
Int
J Oral Maxillofac Implants 1999;142:210–216.
|
-
Grunder U. Stability of the
mucosal topography around single-tooth
implants and adjacent teeth: 1-year results.
Int J Periodontics Restorative Dent
2000;20:11–17.
|
-
Hermann JS, Buser D, Schenk
RK, Higginbottom FL, Cochran DL. Biologic
width around titanium implants. A
physiologically formed and stable dimension
over time. Clin Oral Implants Res
2000;11:1–11.
|
-
Higginbottom FL, Wilson TG
Jr. Three-dimensional templates for
placement of root-form dental implants: A
technical note.
Int J Oral Maxillofac
Implants 1996;11:787–793.
|
-
Iasella JM, Greenwell H,
Miller RL, et al. Ridge preservation with
freeze-dried bone allograft and a collagen
membrane compared to extraction alone for
implant site development: A clinical and
histologic study in humans.
J Periodontol
2003; 74:990–999.
|
-
Johnson K. A study of the
dimensional changes occurring in the maxilla
following tooth extraction. Aust Dent J
1969;14: 241–244.
|
-
Kan JY, Rungcharassaeng K,
Lozada J. Immediyate placement and
provisionalization of maxillary anterior
single implants: 1-year prospective study.
Int J Oral Maxillofac Implants
2003;181:31–39.
|
-
Kan JY, Rungcharassaeng K,
Umezu K, Kois JC. Dimensions of peri-implant
mucosa: An evaluation of maxillary anterior
single implants in humans.
J Periodontol
2003;4: 557–562.
|
-
Karroussis IK, Salvi GE,
Heitz-Mayfield LJ, Bragger U, Hämmerle CH,
Lang NP. Long-term implant prognosis in
patients with and without a history of
chronic periodontitis: A 10-year prospective
cohort study of the ITI Dental Implant
System. Clin Oral Implants Res
2003;14:329–339.
|
-
Knox R, Caudill R, Meffert R.
Histologic evaluation of dental endosseous
implants placed in surgically created
extraction defects.
Int J Periodontics
Restorative Dent 1991;11: 365–376.
|
-
Kois JC. Predictable single
tooth peri-implant esthetics: Five
diagnostic keys. Compend Contin Educ Dent
2001;22: 199–206.
|
-
Kornman KS, Crane A, Wang HY,
et al. The interleukin-1 genotype as a
severity factor in adult periodontal
disease. J Clin Periodontol 1997;24:72–77.
|
-
Lam RV. Contour changes of
the alveolar processes following extraction.
J Prosthet Dent 1960;10:25–32.
|
-
Lambert PM, Morris HF, Ochi
S. The influence of smoking on 3-year
clinical success of osseointegrated dental
implants. Ann Periodontol 2000;5:79–89.
|
-
Lazzara RM. Immediate implant
placement into extraction sites: Surgical
and restorative advantages. Int J
Periodontics Restorative Dent
1989;9:333–343.
|
-
Magne P, Gallucci GO, Belser
UC. Anatomic crown width/length ratios of
unworn and worn maxillary teeth in white
subjects. J Prosthet Dent 2003;89:453–461.
|
-
Mayfield LJA. Immediyate,
delayed and late submerged and transmucosal
implants. In: Lindhe J (ed). Proceedings of
the 3rd European Workshop on Periodontology:
Implant Dentistry. Berlin: Quintessenz,
1999:520–534.
|
-
McDevitt MJ, Wang HY,
Knobelman C, et al. Interleukin-1 genetic
association with periodontitis in clinical
practice. J Periodontol 2000;71:156–163.
|
-
Meisel P, Siegemund A, Grimm
R, et al. The interleukin-1 polymorphism,
smoking, and the risk of periodontal disease
in the population-based SHIP study. J Dent
Res 2003;82: 189–193.
|
-
Nieri M, Muzzi L, Cattabriga
M, Rotundo R, Cairo F, PiniPrato GP. The
prognostic value of several periodontal
factors measured as radiographic bone level
variation: A 10- year retrospective
multilevel analysis of treated and
maintained periodontal patients. J
Periodontol 2002;73: 1485–1493.
|
-
Nir-Hadar O, Palmer M,
Soskolne WA. Delayed immediyate implants:
Alveolar bone changes during the healing
period. Clin Oral Implants Res 1998;9:26–33.
|
-
Paolantonio M, Dolci M,
Scarano A, et al. Immediyate implantation in
fresh extraction sockets. A controlled
clinical and histological study in man.
J
Periodontol 2001;7211: 1560–1571.
|
-
Parel SM, Sullivan DY (eds.).
Esthetics and Osseointegration.
Dallas:
Osseointegration Seminars, 1989.
|
-
Parel SM, Triplett RG.
Immediate fixture placement: A treatment
planning alternative. Int J Oral Maxillofac
Implants 1990;54:337–345.
|
-
Polizzi G, Grunder U, Goene
R, et al. Immediate and delayed implant
placement into extraction sockets: A 5-year
report.
Clin Implant Dent Relat Res
2000;22:93–99.
|
-
Reddy MS, Mayfield-Donahoo T,
Vanderven FJ, Jeffcoat MK. A comparison of
the diagnostic advantages of panoramic
radiography and computed tomography scanning
for placement of root form dental implants.
Clin Oral Implants Res 1994;5:229–238.
|
-
Rosenquist B, Grenthe B.
Immediyate placement of implants into
extraction sockets: Implant survival. Int J
Oral Maxillofac Implants 1996;112:205–209.
|
-
Salama H, Salama M. The role
of orthodontic extrusive remodeling in the
enhancement of soft and hard tissue profile
prior to implant placement: A systemic
approach to the management of extraction
site defects.
Int J Periodontics Restorative
Dent 1993;13:312–334.
|
-
Schulte W, Kleineikenscheidt
H, Linder K, Schareyka R. The Tübingen
immediyate implant in clinical studies.
Dtsch Zahnärztl Zeitschr 1978;33:348–359.
|
-
Schultz AJ. Guided tissue
regeneration (GTR) of nonsubmerged implants
in immediyate extraction sites. Pract
Periodontics Aesthet Dent 1993;52:59–65.
|
-
Schwartz-Arad D, Chaushu G.
The ways and wherefores of immediyate
placement of implants into fresh extraction
sites: A literature review.
J Periodontol
1997;68:915–923.
|
-
Shanaman RH. The use of
guided tissue regeneration to facilitate
ideal prosthetic placement of implants.
Int
J Periodontics Restorative Dent
1992;124:256–265.
|
-
Shimpuku H, Nosaka Y,
Kawamura T, Tachi Y, Shinohara M, Ohura K.
Genetic polymorphisms of the interleukin-1
gene and early marginal bone loss around
endosseous dental implants. Clin Oral
Implants Res 2003;14:423–429.
|
-
Stentz WC, Mealey BL,
Gunsolley JC, Waldrop TC. Effects of guided
bone regeneration around commercially pure
titanium and hydroxyapatite-coated dental
implants. II. Histologic analysis. J
Periodontol 1997;68(10):933–949.
|
-
Tai H, Endo M, Shimada Y, et
al. Association of interleukin- 1 receptor
antagonist gene polymorphisms with early
onset periodontitis in Japanese.
J Clin
Periodontol 2002;29: 882–888.
|
-
Tarnow DP, Cho SC, Wallace
SS. The effect of interimplant distance on
the height of inter-implant bone crest. J
Periodontol 2000;71:546–549.
|
-
Tarnow DP, Eskow RN.
Considerations for single-unit esthetic
implant restorations. Compend Contin Educ
Dent 1995;16:782–784.
|
-
Tarnow DP, Magner AW,
Fletcher P. The effect of the distance from
the contact point to the crest of bone on
the presence or absence of the interproximal
dental papilla. J Periodontol
1992;63:995–996.
|
-
Thilander B, Odman J, Jemt T.
Single implants in the upper incisor region
and their relationship to the adjacent
teeth. An 8-year follow-up study.
Clin Oral
Implants Res 1999;10: 346–355.
|
-
Todescan FF, Pustiglioni FE,
Imbronito AV, Albrektsson T, Gioso M.
Influence of the microgap in the
peri-implant hard and soft tissues: A
histomorphometric study in dogs. Int J Oral
Maxillofac Implants 2002;17:467–472.
|
-
Wallace RH. The relationship
between cigarette smoking and dental implant
failure. Eur J Prosthodont Restorative Dent
2000;8:103–106.
|
-
Watzek G, Haider R,
Mensdorff-Pouilly N, Haas R. Immediate and
delayed implantation for complete
restoration of the jaw following extraction
of all residual teeth: A retrospective study
comparing different types of serial
immediyate implantation. Int J Oral
Maxillofac Implants 1995;105: 561–567.
|
-
Werbitt MJ, Goldberg PV. The
immediate implant: Bone preservation and
bone regeneration. Int J Periodontics
Restorative Dent 1992;12:207–217.
|
-
Wilson TG Jr, Carnio J,
Schenk R, Cochran D. Immediate implants
covered with connective tissue membranes:
Human biopsies.
J Periodontol
2003;743:402–409.
|
-
Yukna RA. Clinical comparison
of hydroxyapatite-coated titanium dental
implants placed in fresh extraction sockets
and healed sites.
J Periodontol
1991;62:468–472.
|
-
Zitzmann NU, Naef R, Schärer
P. Resorbable versus nonresorbable membranes
in combination with Bio-Oss for guided bone
regeneration.
Int J Oral Maxillofac Implants
1997;12:844–852.
|
|