Kabaca amalgam gümüş, kalay, çinko, bakır gibi metal tozlarının cıva ile karıştırılması ile elde edilen bir alaşımdır.
Amalgam, mekanik dayanıklılığı nedeniyle çok uzun yıllardan beri diş hekimliğinde dolgu maddesi olarak kullanıla gelmiştir.
Yaklaşık on yıl öncesine kadar gerçekten de alternatifi olmayan bir dolgu maddesiydi.
Ancak günümüz teknolojisinde kompozit ve porselen gibi estetik malzemeler dayanıklılık açısından oldukça tatmin edici düzeye getirilmişlerdir.
Bu nedenle, ben muayenehanemde başlangıçtan beri amalgam zorunlu olmadıkça kullanmıyorum. Bunun nedeni gelişmiş ülkelerde bir histeri haline dönüşen amalgam düşmanlığı değil (bu konuda, merak ediyorsanız, internet'de toksisite veya amalgam anahtar sözcükleri ile binlerce makale, sayfa veya site bulabilirsiniz), daha çok bilimsel araştırmalarla çok şiddetle korozyona uğradığının bulunmuş olması ve ayrıca çirkin görüntüsüdür.
Hiç şüphe yok ki, amalgam, daha doğrusu cıvanın vücudumuza ve çevreye toksik (zehirli) etkileri ve zararları vardır. Ancak ben bunun abartıldığı miktarda olduğuna inanmıyorum. Bu denli küçük miktardaki cıva kanımca ne kronik baş ağrılarına, ne de saç dökülmesi gibi radikal sonuçlara neden olabilir.
Ancak çevre bilinci açısından düşünürsek, bu kadar diş hekiminin atık sular yoluyla amalgamdan artan cıvayı kanalizasyona vermelerinin kümülatif etkileri olabilir….
Her şeye rağmen eğer mevcut bir amalgam dolgu çok eskimemişse ve bir süre daha idare edecekse, ben şahsen söz konusu dolguları bir süre daha ağızda tutma taraftarı olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim.