Sistemik hastalıklar ve diş hekimliği

Ağız da doğal olarak vücudun bir parçası olduğu için sistemik durum diş hekimliği açısından son derece önemlidir.

Hastanın sistemik durumu, baştan sona diş hekimliği muayenesini, koyulan teşhisi, tedavi öncesini sonrasını ve tedavinin kendisini doğrudan etkiler. Bu nedenle tedavinize, hatta muayenenize başlamadan önce diş hekiminizle sağlığınızla ilgili bütün konuların konuşulmasında büyük yarar vardır.

Bazı hastalar hastalıklarını ya utandıkları için veya da umursamazlıklarından dolayı gizlemektedirler. Bu göreceği tedaviyi olumsuz yönde etkileyebile-ceği gibi, hastayı hayati tehlikeye de sokabilmektedir.

Unutmayın ki, hiçbir hastalık diş hekiminin tedavi yapmasını engellemez, yalnızca tedbir alınmasını gerektirir.
 

Diş hekiminizden azami yararı sağlayabilmek istiyorsanız sorulan sorulara ve doldurduğunuz forma doğru cevap veriniz.

Hastalıkların ve sendromların çoğu ağız içinde belirti verir. Dikkatli bir diş hekimi bu belirtileri hemen görür. Bir diş hekiminin hastada bulunan, fakat daha önce hastanın bilmediği bir hastalığa rastlaması ve bunu teşhis etmesi çok sık rastlanan bir durumdur.

Bu çok önemlidir, çünkü özellikle kanser gibi hastalıklarda erken teşhis hayat kurtarır.

Diş hekimi böyle bir hastalıktan şüphelendiği durumda, hastayı hiç vakit kaybetmeden ilgili yerlere yönlendirmelidir. Hastalar da sağlıkları için hiç değilse 6 ayda bir kontrole gelmelidir.

Ağızda özellikle 10 günden uzun süre aynı yerde iyileşme olmayan yaralar söz konusu olduğunda mutlaka diş hekiminize danışmalısınız. Bilmelisiniz ki, küçük bir olasılık bile olsa uzun süre iyileşmeyen yaralar kanserin ön habercisi olabilmektedir. Bu durumda da çok hızlı hareket etmek, hayat kurtarıcı önem taşımaktadır.

 
Osteoporoz

Osteoporoz en sık rastlanan metabolik kemik hastalıklarından biridir. Kemik kütlesinde azalma görülür ve bu da beraberinde kırık riskinin artmasını getirir. Osteoporoz ile vücudun çeşitli bölgelerinde kırıklar meydana gelebilmektedir. Otuzlu yaşlara kadar kemik kütlesinde artış gözlenirken, daha sonra kemik kaybı başlamaktadır. Kemik kaybının, kadınlarda erkeklerden daha fazla olduğu ve özellikle menopoz döneminde artış gösterdiği bildirilmiştir.
Araştırmalar alt çenenin diş çekimleri ve protez kullanımı sonrası sürekli gerilmeye uğradığı ve gerilemenin üst çeneye göre 4 kat daha fazla olduğunu göstermiştir. Alveol kemiği kemiği rezorbsiyonunun patogenezinin pratik dişhekimliğinde önemli bir problem olması, olayın tek bir etkenin değil de, birçok etkenin bir araya gelmesi sonucu ortaya çIkmasına bağlanmaktadır. Dişlerin çekimini takiben alveol kemiğindeki değişimleri inceleyen araştırmacılar, alveol kemiklerinde rezorbsiyonun hayat boyu devam ettiğini, fakat en fazla rezorbsiyonun çekimlerden
sonraki ilk yıllar içinde ve özellikle de bunun ilk yılında meydana geldiğini belirtmektedir.

Diş çekimlerinden sonra başlayan hareketli protezler için yetersiz desteğe neden olan alveol rezorpsiyonu ve metabolik kemik hastalığı olan osteoporoz arasındaki ilişkinin olup olmadığı çeşitli ve çok sayıda araştırmacı tarafından incelenmiştir. Bazıları ilişki bulmuştur, bazıları ilişki olmadığını bildirmişlerdir. Osteoporoz hastası için osseointegre implant tedavisi düşünen dişhekiminin, hastalığın kontrol altında olup olmadığını değerlendirmesi elde edilecek başarıyı etkileyecektir, çünkü osteoporotik kemik her ne kadar sağlıklı kemikten farklı iyileşmese de, risk her zaman için daha yüksektir.

Dr. Hakan Bilhan

Geri